3 EYLÜL 1968’DE MEYDANA GELEN BARTIN-AMASRA

YER SARSINTISI

Hartmann WEDDING

Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü) Ankara

Makalenin tamamı ve fotoğrafları amasra depremi 

ÖZET. — önce, tanığı olduğum yersarsıntısının seyrinden söz etmek isterim.

Bundan sonra da yersarsıntısına temel teşkil etmiş olan nedenleri tartışmak ve nihayet özellikle mesken inşaatında

dikkate alınması gerekli sonuçlar söz konusu edilecektir.

Günlerden beri Karadeniz kıyılarında parlak bir güneş ve hemen hemen

çarşaf düzlüğünde bir deniz durumu hâkim bulunmaktaydı. Açılmak üzere bulunan

okullar dolayısıyle, sayıları binleri bulan turistler Amasra’yı terk etmişti. Havanın

güzelliği, çevre yerlilerinin birçoğu için Bartın veya Amasra pazarını ziyaret imkânı

yaratmış olduğundan, bu amaç için .ng.rülmüş olan meydanlarda toplanmışlardı.

Turislerin gitmiş olması, havanın güzelliği ve yerlilerden çoğunun açıkta bulunmuş

olmaları gibi faktörler — yani evlerden uzak bulunmaları — yersarsıntısı olduğu

anda bir ilâhî lütuf mahiyetini aldı.

3 Eylül 1968 salı günü saat 10.20 sularında, hiç bir belirli ön haberci olmaksızın

saniyelerce süren ve kulak zarlarını patlatıcı bir gürültü koptu. Zemin sallanıyor,

titriyor ve hemen ardından çok sayıda ev yıkılıyor veya az çok geniş nispette

çatlıyordu. Saat 11.19 a kadar, yani bir sonraki saat içinde, daha hafif olmak

üzere dokuz sarsıntı daha oldu ve 11.35 te, 11.36 da ve 14.23 te tekrar birkaç

şiddetlice sarsıntı kaydedildi. Zemin, akşama kadar rahata ermeyince, Amasra (ve

belki de öteki sarsılan yerlerin) halkı evlerden dışarı çıkarak açıkta gecelemeye hazırlandılar.

Saat 21.50 ye doğru sağanak halinde yağmur başladı ve geceleyin de

gök gürültüsü ortalığı çınlattı. Yağmur ancak birkaç gün sonra yavaşladı. İçme

suyu ve elektrik cereyanı günlerce kesik kaldı. 3 Ekim gününe kadar, yani tam bir

ay süreyle, zemin sarsıntısı günde 1-2 kez olmak üzere devam ettikten sonra tamamen

dinmiş g.ründü. Ancak 3 günlük bir tam sük.netten sonra, 6 Ekim günü

saat 17.47 de yeniden gümbürtülerle sarsıntılar olduğu gibi, 8 ve 12 Ekim günleri

de sarsıntı ve gümbürtüler kaydedildi. Bu sarsıntı artçılarının birkaçında, Amasra’-

da birçok pencere camı kırıldı. Sarsıntılar arasındaki aralıklar gittikçe büyümek ve

sarsıntı şiddetleri gittikçe azalmakla birlikte, aralık ayı sonuna kadar kesin bir dinme

meydana gelmedi. Birkaç günde bir, az çok şiddetli bir gümbürtü veya sarsıntı

oldu. Sarsıntıların bazen dipten gelen bir gümbürtüyle haber vermeleri, bunu takiben

belirli surette hissedilen bir sarsıntı oluşu, bazen de sadece gümbürtü olmakla

beraber, sarsıntı olmaydı dikkate değer bir olaydır.

Bununla birlikte, yalnız binalarda çatlaklar ve başka zararlar olmakla kalmamış,

karayollarında ve bilhassa vadi veya çukurlardan geçen yollarda çatlaklar

meydana geldiği gibi, yol alt yapılarının toprak yığınları halinde yükseldikleri de

136 Hartmann WEDDING

olmuştur. Yollar, dağların genel doğrultularında açılmış olduklarından, çatlaklar da

aynı doğrultuyu izlemişlerdir, yani güneybatıdan kuzeydoğuya yönelmiş bir durum

göstermişlerdir. Amasra’nın Büyük Liman çevresindeki evlerin .nünde çok güzel

iki «minyatür sistem» müşahede edilmiştir (Foto l ve 2). Bu sistemler hemen hemen

dosdoğru kuzey-güney doğrultusunda seyretmektedir. Bu yön, her ne kadar Amasra’nın

geniş çevresinde tektonik çizgi halinde sık sık ortaya çıkmaktaysa da, söz

konusu durumda tektonik ile ancak dolaylı olarak bağlantı halinde bulunmakta

olduğu muhtemeldir. Büyük Liman havzasının doğu kenarı, takriben kuzey-güney

y.nlü bir seyir takip etmekte ve limana giden yollar da, bu yüzden aynı doğrultuda

tertiplenmiş bulunmaktadır. Birbirinden birkaç metre aralıklı olan söz konusu

iki minyatür sistem, birinci binalar sırasının liman tarafındaki cephesinden takriben

1.5 m önde bulunmaktadır. Bu binalar, cephesi biraz ..kmüş ve bunun sonucu

olarak çatlaklar meydana gelmiştir.

Bununla birlikte, sert kayaçlar içinde de çatlaklar olmuş ve fakat bunlar,

çoğunlukla sık ormanlarla kaplı saha içinde pek göze g.rünür bir durum ortaya

çıkarmamıştır. Ben, Çakraz k.yünün güneyindeki Gegen k.yü yakınında birkaç

metre boyunda ve 40 cm eninde, 10 metreyi aşkın derinlikte bir çatlak g.rdüm.

Bu yarık NE y.nünden (N 35° E) gelmekte ve dikine derinlere inmekteydi.

Yersarsıntısının başka etkileri de olmuştur. Amasra ile Çakraz arasındaki

dik kıyı yükseltilerinden binlerce metre küplük kalker blokları, g.kgürültüsüne benzer

gümbürtülerle denize düşerek, burada bir yanardağın indifa etmiş olduğu fikrini

uyandıracak toz bulutları kaldırmışlardır. Toz, ancak saatler sonra durulmuş

ve bundan sonra kalkerlerin açık renkli kırılma satıhlarında yemden meydana gelmiş

olan taze d.külme hatları belli olabilmiştir. Aynı .l.üde olmamakla beraber,

buna benzer g.rüntüler, Amasra ile Çakraz arasındaki birçok yerlerde ve güneye

doğru Gegen k.yü dolaylarına kadar olan sahada da g.rülebilmektedir. Çakraz ile

Topal arasında meydana gelen böyle bir dağ kaymasında özellikle killi Lias harekete

gelmiş, bir dere mecrası tıkanmış ve böylece burada tabiî bir birikme g.lü

hâsıl olmuştur. Tortum (Erzurum) yakınındaki meşhur çağlayan da teşekkülünü

buna benzer bir nedene borçludur.

3.9.1968 günü saat 10.34 te Büyük Liman’dan bu yana, yani doğudan gelen

kü.ük bir taşma dalgası, 100 m kadar karaya sokulmuş, 14 dakika sonra gelen

ikinci dalga 50-60 m daha içeriye sızmıştır. 3 numaralı fotoda ikinci dalganın ortaya

çıkardığı süpürme bordürü belli olarak g.rülmektedir. Bu dalga, odun parçaları

ve sehpalarını, yani gemi kızaklarını sürüklemiş olmakla kalmamış, birçok kayığı

da karaya oturtmuştur. Bu kayıklardan biri de fotoda g.rülmektedir. Suyun

sessiz sedasız ve g.rünürde durmak bilmeyen ilerlemesini gözetlemek dehşet verici

bir durum olmuş ve orada bulunan birkaç seyircide bir panik başlangıcı başgöstermiştir.

Belli olmayan bir zamanda, belki de birinci ve ikinci dalga arasında geçen

zaman içinde, Amasra’nın Kü.ük Liman’ı tamamen boşalmıştır. Bunun kesin olarak

ne zaman meydana geldiği artık tespit edilememiştir; yerliler, sarsıntının devamınca

pek tabiî olarak saatlerine bakmaya vakit bulamamıştır.

Dalganın gelişi, muhtemelen, Çakraz çevresindeki sahanın yükselmiş olmasından

ileri gelmiştir. Köy, kuzeye açık bir körfezdedir ve çok güzel bir plajı vardır.

Bu körfezin batısıyle doğusunda, dikine güneye düşen Alt Permien kumtaşBARTIN-

AMASRA YERSARSINTISI 137

ları sınırı meydana getirir. Sarsıntıdan önce ancak sakin deniz ve bir hayli zahmet

verici bir tırmanmayla, körfezin batı tarafından kuzey burnuna yetişmek mümkündü.

Sarsıntı, bu batı tarafını ortalama 60 – 75 cm, yer yer 100 cm kadar yükseltmiştir.

Az ve fakat devamlı su altında bulunan kavkı sahası (Muschelrasen),

bugün su seviyesinin üstüne çıkmış ve böylece kuzey burnuna kadar ilerlemeyi

gayet kolay bir duruma getirmiştir. Körfezin doğu tarafında ise her şey, hemen

hemen eski durumunda kalmıştır. Orta kısım, yani özellikle plaj, sarsıntıdan sonra

10-15 metre nispetinde genişlemiş, deniz biraz çekilmiş, kumsal hafifçe yükselmiştir.

Tersine ön işaretli bu gibi hareketler Amasra’nın Büyük Liman çevresinde

de g.rülmektedir. Burada epey zaman önce, su hattından takriben 4-6 metre uzaklıkta,

kuma sağlam bir demir kazık sokulmuştu. Sarsıntıdan sonra, su hattı l

metreye kadar bu kazığa yaklaşmış ve denizin dibi burada bir miktar alçalmıştır.

Liman havzasının orta b.lümünde de 10 – 20 cm nispetleri içinde alçalmalar müşahede

edilmektedir.

A. Kalafatçıoğlu’nun bildirilerine bakılırsa, bu felâkette 29 kişi can vermiştir.

Yüzlerce kişi yaralanmış, tüm olarak 2000 ev tamamen ve 2650 ev kısmen harap

olmuştur. Harap olan evlerden birçoğu, ana sarsıntıdan sonra, inhidam tehlikesiyle

yıktırılmıştır. Başlıca zarar gören saha olarak Amasra – Bartın – Kayadibi –

Cumayanı – Çakraz (Şek. 1) mevkileri gösterilmektedir. Bu bölge içinde özellikle

genç alüvyonlar üzerine inşa edilmiş evler sarsıntıdan zarar g.rmüşlerdir. Sıkı zemin

üzerine yapılmış olan evler ise, geniş .l.üde zarardan korunmuşlardır. Pek

tabidir ki, nedenleri söz konusu evlerin inşa tarzına bağlı birçok istisnalar da yok

değildir. Sıkı zemin üzerine oturmuş evler, yaşlı veya k.tü inşa edilmiş olmaları

halinde, sarsıntıdan zarar g.rmüş oldukları gibi, alüvyonlar üzerine yapılmış evler

de dikkatli inşa edilmiş olmaları halinde, büyük .l.üde korunmuşlardır. Zarar

görmemiş olan evlerin dikkati çeken çoğunluğunda sadece bacalar yıkılmıştır ki,

bu da bu gibi evlerin bundan sonraki inşalarında daha dikkatli davranmak gerektiğini

gösterir bir işarettir.

Zarar g.rmüş evlerde, ortaya çıkan zarar iki şekilde ayrımlanabilir. Bunlardan

biri dikey sarsıntı y.nüne dayanan tip, ve ikincisi daha ziyade yatay komponentler

gösteren tiptir. Birinci sarsıntı y.nünde, evler bütün anlamıyle ..kmüş,

düşen eşyanın dağılma sahası pek az olmuş, çatı hemen hiç bozulmaksızın yıkık

bina üzerine oturmuş kalmıştır. Bay A. Kalafatçıoğlu’nun bana bırakmak lûtfunda

bulunmuş olduğu 4 numaralı foto, bu tipi pek etkili olarak göstermektedir. Bu

foto, İnpiri’nin birkaç yüz metre batısından çekilmiştir. Daha ziyade yatay komponentli

olan tipte, enkazın dağılma ve yayılma sahası tâbiatiyle çok daha büyüktür.

Nitekim, 5 numaralı foto, bir ev duvarının dikine aşağıya göçmemiş olduğunu

ve fakat yandan gelen sadme yüzünden az çok yol tarafına devrilerek, yolun

bütün genişliğini enkazla doldurmuş olduğunu çok belirli olarak göstermektedir.

Fotonun ön planındaki pencere çerçeveleri bunu çok güzel belirtmektedir. Bu çerçeveler

evin üst katına aittir. Orta plandaki ağır parçalar bile dikine aşağıya düşmemiş,

sarsıntının şiddetiyle evden birkaç metre öteye fırlatılmışlardır. Ben bütün

..kmüş binaları göremediğim için, açıklamış olduğum iki tipin meydana getirdiği

miktar nispetleri hususunda bir beyanda bulunmam mümkün değildir. G.rdüğüm

şudur ki, dikine olan tip daha az hâkimdir. Ana sarsıntıyle birinci dalganın geliş

zamanı arasında, yerden çok sayıda suların fışkırması ve bunun da yaklaşık olarak

dalga bordürüyle 3 numaralı fotoda karaya vurmuş olarak g.rülen kayık ara138

Hartmann WEDDING

sındaki sahada meydana gelmiş bulunması da bu durumu belirtmektedir. Bu g.rüntü

nispeten gevşek olan kumların aniden oturmuş olmalarıyle izah edilebilir. İkinci

dalga gelmeden önce, söz konusu su fışkırmaları tekrar dinmiştir.

Sarsıntının nedenleri, hiç şüphesiz, tüm bölgenin büyük tektoniğinde gizlidir.

Bartın sartıntısından birkaç gün sonra İran’da da büyük bir zelzele olmuş ve

ondan da birkaç hafta sonra Çanakkale çevresinde birkaç hafif sarsıntı kaydedilmiştir.

Geçen iki yılda Anadolu’da meydana gelmiş olan büyük.e yersarsıntılarını

da hesaba katarsak, yani Varto (1966) ve Adapazarı (1967) zelzelelerini sayarsak,

yerkabuğunun büyük çatlaklarından birinin buradan geçmekte olduğunu (Anadolu’da

«Paflagonya sikatrisi» olarak bilinen hat) ve fakat bu sikatrisin fonksiyonu hususunda

henüz nispeten az şey bildiğimiz ortaya çıkar. 3.9.1968 yersarsıntısının neBARTIN-

AMASRA YERSARSINTISI 139

denlerini bilimsel bakımdan doğru olarak değerlendirmek için, her halde ortaya

çıkan zararların detaylı bir haritasını çıkarmak gerekir; yani bütün tam, kısmen

veya az hasar g.rmüş evleri 1:25 000 ölçekli bir haritaya almak zorunluğu meydana

çıkar. Ben, adı geçen felâket bölgesinde yıllarca çalıştığım için, şu g.rüşü

öne sürebilirim: Çakraz doğusundaki çevrede bulunan Permien, takriben 3000 m kalınlığındadır.

Çakraz’ın batısında ise, birkaç kilometre gibi kü.ük bir menzil içinde

bu kalınlık 100 metre kadar bir nispete düşer. Demek oluyor ki, burada Permien

devrinde, doğudaki komşu bölgenin aksine pek az ..kmüş olan bir saha bulunmaktaydı.

Bu yavaş ve bir nevi frenlenmiş olan çökme tandansı, Permieni takip

eden Jura devrinde (burada şimdiye kadar Trias mevcudiyeti kesinlikle ispatlanamamıştır)

kısmen biraz olsun dengelenmiştir. Lias devri burada yer yer 500 m

kalınlıkları bulur (normal olan 50-100 metreye karşılık). Senomanien ise 600 metreyi

geçer. Bu duruma göre burada, jeolojik zamanlar boyunca çok hareketli olmuş

bir zon ile karşı karşıya bulunmaktayız ve bu süre içinde 3 eylül 1968 de yine

kü.ük bir hareket yüzeye çıkmıştır.

Bu hareketli zonun seyri hususunda ne yazık ki, hiç bir bilgimiz yoktur.

Bununla beraber, 1:500 000 jeolojik haritanın Zonguldak paftasını gözden geçirecek

olursak, Bartın’ın takriben 30 km SSE sundaki metamorfiğin veya Devonienin bir

ada gibi Mesozoikten dışarı çıkmış olduğunu g.rürüz. Amasra’nın hareketli yüksek

zonunun, dikine güneye, yani s.zü geçen bölgeye kadar uzanmakta olduğu düşünülebilir

ki, böylece haritası alınan sahalarda da müşahede edilmiş olan kuzey-güney

seyirli dislokasyon zonlarını daha iyi anlamamız mümkün olur. Ancak itiraf etmek

gerekir ki, hareketli zonun güneye uzantısı bugün için ancak muhayyel bir faraziyeden

öteye geçemez ve bu zon için şimdilik elimizde başkaca bir dayanak noktası

veya delil bulunmamaktadır.

Şimdi, Bartın-Amasra bölgesinde .nümüzdeki gelecekte tekrar büyük.e bir

yersarsıntısının muhtemel olup olmadığı gibi, ivedilik taşıyan bir soruyle karşılaşmaktayız.

Bu soruya olumlu karşılık veremediğimiz gibi, olumsuz karşılık da vermemizin

imkânı yoktur. Daha eskiden burada her halde yersarsıntıları olmuştur. Kalker

yükseltilerinden vadilere uzanan moloz akıntıları gibi hiç olmazsa kısmen az çok

şiddetli sarsıntılarla kopmuş olan bu sürüklenmelerden ve özellikle bölge içinde

her adımda rastlanan ve kısmen pek genç olan dislokasyonlar bunu göstermektedir.

Bununla birlikte, sarsıntılar arasındaki sük.net zamanları, g.rünürde kişinin kavram

gücü bakımından bir hayli önemlidir; yani bu aralıklar birkaç yüzyılda bir meydana

gelecek bir nispet gösterir; zira, henüz kısmen bir hayli sağlam kalmış olan

Amasra kalesinin duvarlarında herhangi bir etki izine rastlanmamaktadır. Amasra,

tam anlamıyle bir sarsıntı bölgesi olsaydı, kale de bir hayli tahribata maruz kalmış

olacaktı.

Buna rağmen, özellikle yeni ev inşaatında çok dikkatli davranmak gerekir.

6 numaralı foto, Amasra’nın Büyük Limanı kıyısındaki bir evi göstermektedir.

Gümrük idaresinin bulunduğu bu* binanın temel duvarları çok sağlam yapılmış

olduğundan, sarsıntıdan hemen hemen hiç zarar görmeksizin çıkmıştır. Yalnız yer

yer sıva d.küntüsüne rastlanmaktadır. Buna mukabil üst yapı oldukça kuvvetli

zarar g.rmüştür. Bunun da başlıca nedeni, 10 santimetreyi geçmeyen çok ince duvarlar

ve yetersiz inşaat malzemesi kullanılmış olmasıdır. 4 numaralı foto da, başka

bir misal vermektedir; burada g.rdüğümüz ev, 1967 yaz mevsiminde inşasına başlanılmış

bir evdir. Bu ev, olduğu gibi ..kmüştür. Bunun da nedeni, hiç şüphesiz

140 Hartmann WEDDING

duvarların yetersiz olan kalınlığıdır. Fotodan açıkça g.rülmektedir ki, bu duvarlar

tek tuğlayla .rülmüştür. Bunun gibi kusurlu inşa edilmiş evler, bir yersarsıntısında

tâbiatiyle oyun kâğıtları gibi yıkılırlar. Sarsıntının bir yerden ötekine değişen entansitesi

gibi birçok faktörlerin burada önemli bir rol oynamış oldukları bellidir.

İnsanoğlunun bu faktörleri önleme yeteneği yoktur, ancak evleri usulüne uygun

olarak inşa etmek ve böylelikle harap olma ön şartlarının birçoğunu engellemek

yeteneği var olsa gerektir. Evlerin alüvyonlar üzerine inşa edilmeleri de pratik

nedenler yüzünden her zaman engellenemez. Bununla birlikte, mümkün olan yerlerde

inşaatı sağlam temel üzerine oturtmak pekâlâ mümkündür. Bartın-Amasra sarsıntısında

yıkılan evlerin sayısı, ev inşaatına daha fazla dikkat edilseydi her halde daha

az olurdu. Bu yersarsıntısından alacağımız ders, hiç şüphesiz şudur: Ev inşaatında

daha dikkatli davranmak.

Neşre verildiği tarih 8 Ocak, 1969

B İ B L İ Y O G R A F Y A

KALAFATÇIOĞLU, A. (1968) : Bartın-Amasra depremi. M.T.A. Haberleri, Cilt, 7, no. 10.

WEDDING, H. (1968) : Amasra-Cide-Ulus bölgesindeki karbon gazı etüdleri. M.T.A. Rap. no.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz