Yazarlar
- Ergün Laflı (Dokuz Eylül Üniversitesi, İzmir)
- Chris Lightfoot (The Metropolitan Museum of Art, New York)
- Max Ritter (Johannes Gutenberg-Üniversitesi, Mainz)
Bu makale, 2005 ila 2008 yılları arasındaki arkeolojik saha çalışmalarında, Paphlagonia’nın güneybatısında yer alan Hadrianoupolis’te ele geçirilen 21 Bizans sikkesine ilişkin kısa bir değerlendirme sunmaktadır. Sikkelerden biri gümüş, kalanlar bronz veya bakır alaşımlıdır. Kronolojik olarak bakıldığında, bir grup Erken, diğer bir grup Orta Bizans Dönemi’ne aittir. Her ne kadar derlenen örnek sayısı az olsa da, bu sikkeler, Kuzey Anadolu’nun kırsal sayılabilecek kesimlerinden birindeki Bizans sikkelerinin dolaşımı hakkında önemli bilgiler vermektedir.
Anahtar Kelimeler: Bizans sikkeleri; Hadrianoupolis; Paphlagonia; Honorias; Kuzey-Orta Anadolu; Küçük Asya; 6.–7. yüzyıl.
Bizans Döneminde Paphlagonia, Honorias ve Hadrianoupolis
Bizans döneminde Paphlagonia ve Honorias, Anadolu’nun kuzey merkezinde, Karadeniz kıyılarında, Bithynia ve Pontus arasında konumlanan eyaletlerdi. Paphlagonia, İS 4. yüzyılda (Hierokles, Synecdemus c. 33) ayrı bir eyalet olarak ortaya çıktı. 7. yüzyılda Opsikion themasına, sonra Boukellarion themasına bağlandı. Daha sonra, yeniden ayrılarak kendi başına bir thema hâline geldi. Bizans İmparatorluğu’nun bu askerî-sivil eyaleti, adını taşıdığı bölgede kurulmuş olup muhtemelen İmparator II. Michael döneminde, yaklaşık İS 815–819 sonrasında resmî olarak şekillenmiştir. Bu thema, geç antik dönemin Paphlagonia eyaleti sınırlarını yaklaşık korur. Manzikert Savaşı’ndan (1071) sonra bölge Selçukluların eline geçmiş, ancak kıyı kesimleri kısa süre sonra tekrar Bizans tarafından geri alınmıştır.
Paphlagonia’nın güney komşusu Honorias’tır. Geç Roma Dönemi’nde bir eyalet olarak Bithynia ve Paphlagonia’nın bazı bölümlerini içine alır. Başkenti Klaudioupolis (günümüzde Bolu) olan bu eyalet, Pontus Diosesi içinde yer alıyordu. İS 6. yüzyılda (İmparator I. Justinianus döneminde) bir süre için Paphlagonia ile birleşerek “Praetor Paphlagoniae Iustianianeus” adı altında tek eyalet hâline gelmişse de daha sonra ayrılmıştır.
Hadrianoupolis’in Konumu ve Önemi
Hadrianoupolis, günümüz Karabük ilinin Eskipazar ilçesi yakınlarında, Eskipazar’a 3 km mesafede konumlanmıştır. Karadeniz’e ulaşan dağlık geçitlerin iç kısmında, Paphlagonia ile Galatia ve Bithynia arasındaki yolların kesişiminde stratejik bir konumdadır. Geçmişte küçük fakat önemli bir kent olduğu, civarındaki bağcılık (özellikle şarap üretimi) gibi faaliyetlerle de anlaşılıyor. Araştırmalara göre, geç antik dönemde ve Erken Bizans Dönemi’nde (5.–7. yüzyıl) bölgede yoğun bir nüfus olduğu düşünülmektedir.
Eklesiyastik (kilise) kaynaklarda kentin adı, Klaudioupolis Metropolitliği’ne bağlı bir piskoposluk olarak geçer. Hadrianoupolis piskoposlarının bazıları (ör. Theophilos, Plato, Niketas vb.) farklı konsillere katılmıştır. Ayrıca İmparator Justinianus döneminde, kent piskoposu aracılığıyla halka iletilen bazı imparatorluk fermanlarına dair yazıtlar da bulunmuştur.
Kentsel Yapı
Yüzey araştırmaları neticesinde Hadrianoupolis’in en az 25 yapının kalıntılarına sahip olduğu tespit edilmiştir. Bu yapılar arasında Erken Bizans’a tarihlenen iki hamam, iki bazilika, mozaikli bir konut (domus) kompleksi, muhtemel bir “theatron” (oturma sıralı alan) ve duvar resimleriyle (fresklerle) süslenmiş başka binalar sayılabilir. Kentin görece geniş bir alanı kapladığı ve surla çevrili olduğu düşünülmektedir.
Hadrianoupolis’te Ele Geçen Bizans Sikkeleri
2005–2008 yılları arasındaki kazı ve yüzey araştırmaları sırasında Hadrianoupolis’te toplam 21 Bizans sikkesi toplanmıştır. Bunlardan biri gümüş, diğerleri bronz/bakır alaşımlıdır. Kronolojik dağılımları aşağıdaki gibidir:
-
- yüzyıl: 3 adet
-
- yüzyıl: 10 adet
-
- yüzyıl: 1 adet
- 10.–11. yüzyıl: 5 adet
- Kimliği belirsiz: 2 adet
En erken sikke, İmparator I. Justin (518–527) dönemine aittir. En geç tarihli sikke ise Romanos IV (1068–1071) dönemine aittir. Bu da Manzikert Savaşı (1071) öncesindeki Bizans hâkimiyet dönemine kadar kesintisiz bir zaman aralığını göstermesi açısından ilgi çekicidir.
Sikkelerin Buluntu Alanları:
-
Hamam A
- Kentin güney kesiminde, 2003’te yerel müze tarafından kısmen kazılmış; 2006-2007’de ek kazılar yapılmıştır.
- 5 ana evre (475–525, 525–575, 575–675, 675–725 ve 725-sonrası) olduğu düşünülmektedir.
- Bu yapıda 10 sikke bulunmuştur. Bunlar çoğunlukla 6. ve 7. yüzyıla ve ayrıca 10.–11. yüzyıla tarihlenmektedir.
-
Domus (Mozaikli Konut)
- Erken Bizans Dönemi’nde kullanılmış, içerisinde duvar resimleri ve mozaik tabanlar saptanmıştır.
- Burada 5 sikke ele geçmiştir. Tarihleri 6.–7. yüzyılı göstermektedir.
-
Hamam B
- Hamam A’nın yaklaşık 100 m batısında yer alır, fonksiyonu henüz net değildir.
- Burada 3 sikke bulunmuştur (yaklaşık 7. yüzyıl ortalarına tarihlenir).
-
Bazilika A
- Sadece 1 sikke (Leo III dönemi, 8. yüzyıl) bulunmuştur. Kilisenin en azından 8. yüzyılın ilk yarısına kadar kullanıldığını göstermesi bakımından önemlidir.
-
Domus’un yakınındaki (No. 4) tanımlanamamış yapı
- 1 sikke bulunmuştur. 7.–8. yüzyıla tarihlenir.
-
Kimistene Akropolü
- Eskipazar’ın batısındaki dağ sırtında bir kale/karakol görevi görmüş yerleşim alanıdır.
- Buradaki yüzey araştırmalarında 1 sikke (11. yüzyıl) bulunmuştur.
Sikke Kataloğu (Özet)
- Justin I (518–527): Bakır alaşım yarım follis, Konstantinopolis darphanesi.
- I. Justinianus (527–565): Follis (tarihleme: 547/548), Konstantinopolis.
- I. Justinianus (527–565): Follis, Konstantinopolis.
4.–10. Herakleios (610–641): Çoğu follis veya yarım follis; özellikle Konstantinopolis darphanesinden. - II. Konstans (641–668): Follis, Konstantinopolis.
- IV. Konstantinos (668–685): Dekanummium, Konstantinopolis.
- II. Justinianus (685–695) ya da yakın tarih: Çok aşınmış, ayırt edici bilgisi az.
- III. Leo (717–741): Gümüş miliaresion, Konstantinopolis.
15.–17. Anonim folles (10.–11. yüzyıl): Özellikle I. Basil ve II. Basil döneminde yaygınlaşan “İsa tasvirli” tipler, Class A2 ve Class B olarak anılır. - X. Konstantinos ve Eudocia (1059–1067): Follis, üzerinde imparator ve imparatoriçe tasviri.
- IV. Romanos (1068–1071): Follis, Konstantinopolis darphanesi.
20.–21. Kimliği belirsiz: Çok aşınmış ya da üst üste baskı. Herhangi bir kesin tarihleme yapılamamıştır.
Hadrianoupolis Buluntularının Anlamı ve Değerlendirme
Az sayıda sikke olmasına karşın, Hadrianoupolis’te ele geçen bu Bizans sikkeleri bazı önemli çıkarımlar yapılmasına imkân sağlamaktadır:
-
6.–7. Yüzyıl Canlılığı
- Domus ve hamamlardan gelen sikkeler, 6. ve 7. yüzyılda kentte yoğun iktisadi veya askerî faaliyet olduğunu düşündürür. Aynı döneme tarihlenen bol miktarda seramik ve cam buluntusu da bu durumu doğrular niteliktedir.
-
8. Yüzyılda Devamlılık
- Bazilika A’da 8. yüzyılın ilk yarısına ait bir sikkeye rastlanması, kentin bu tarihlere kadar –en azından dinsel alanda– aktif kaldığına işaret eder.
-
Boşluk (8.–9. Yüzyıl) ve Orta Bizans Dönemi
- 660’lardan sonra sikkelerde büyük ölçüde azalma görülmekte, ancak 10. yüzyıl sonu – 11. yüzyıl başında (özellikle anonim folles) yeniden bir sirkülasyon söz konusu olmaktadır.
- 8.–9. yüzyıllardaki genel sikke daralması, Anadolu’nun büyük bölümünde gözlenen ortak bir durumdur. Bu, Arap akınları ve imparatorluğun idari/askerî yapısının değişmesiyle ilintili olabilir.
-
- yüzyıl ortalarından itibaren Kimistene gibi yüksek yerlerde karakol veya tahkimat oluşmuş, bu da yerleşimin dağınık ama kısmen sürdüğüne dair ipuçları vermektedir.
-
Darphane ve İhtiyaç Dengesi
- Sikkelerin tamamının Konstantinopolis darphanesine ait olması, bu bölgenin (Honorias/Paphlagonia) neredeyse tamamen başkent darphanesinden beslenen bir sikke dolaşımına sahip olduğunu ortaya koymaktadır.
-
Bölgesel Karşılaştırmalar
- Pompeiopolis ve Tion (Tios) gibi Paphlagonia’daki diğer kazı alanlarında da benzer sikke buluntuları mevcuttur. Genellikle 7. yüzyılda güçlü bir sikke sirkülasyonu, ardından 8.–9. yüzyılda bir durgunluk görülmektedir.
Sonuç olarak Hadrianoupolis, geç antik dönemde ve Erken Bizans Dönemi’nde önemli bir merkez konumundayken, 8. yüzyıl ortalarında büyük ölçüde terk edilmiş ve Orta Bizans Dönemi’nde (10.–11. yüzyıl) sınırlı ölçüde canlanma izleri göstermiştir. Bu durum Paphlagonia’nın geri kalanıyla da benzerlikler taşımaktadır.
AMASRA İLE İLGİLİ ÖNE ÇIKAN DEĞERLER
Makale, Hadrianoupolis ve çevresinde ele geçen Bizans sikkelerinin متحف أماسرا’ne teslim edildiğini, hepsinin bugün Amasra’da korunduğunu özellikle vurgular. Bu vesileyle Amasra ve müzesi açısından öne çıkan değerleri şöyle özetleyebiliriz:
Arkeolojik Varlıkların Korunması
-
- Hadrianoupolis ve civarında, 2005–2008 arasında toplanan 21 Bizans sikkesi Amasra Müzesi’nde saklanmakta ve sergilenmektedir. Bu durum, Amasra’nın yakın coğrafyada (Bartın, Karabük, Kastamonu vb.) ele geçen önemli eserlerin korunduğu ve bilim dünyasına sunulduğu bir merkez olduğunu gösterir.
Karadeniz Kıyı Kentlerinin Tarihî Sürekliliği
-
- Amasra, Antik Çağ’dan Bizans’a ve Osmanlı’ya uzanan köklü bir tarihî geçmişe sahiptir. Bölge genelinde (Paphlagonia ve Honorias) çıkarılan sikkelerin Amasra Müzesi’ne getirilmesi, kentin tarih boyunca önemli bir kıyı-idaresi merkezi olma özelliğini günümüzde de (müze ve kültürel merkez olarak) sürdürdüğünü gösterir.
Müze Koleksiyonunun Önemi
-
- Amasra Müzesi’ndeki koleksiyonlar, çevredeki kazı ve yüzey araştırmalarından elde edilen buluntuları bir araya getirmesi bakımından büyük önem taşır. Makalede değinildiği üzere, 6.–11. yüzyıl arasına tarihlenen Bizans sikkelerinin burada toplanması, hem akademik araştırmalar hem de turizm açısından Amasra’yı kıymetli kılmaktadır.
Bölgesel Tarih ve Kültür Turizmi
-
- Hadrianoupolis gibi iç kesimlerdeki yerleşimlerde ortaya çıkan eserin ya da sikkenin, Amasra gibi kıyı merkezlerinde korunması, Karadeniz turizmi açısından da ilgi çekicidir. Bu sikkeler, Amasra ziyaretçilerine yalnızca yerel tarihin değil, aynı zamanda hinterlandın (iç kesimlerin) da tarihsel zenginliğini gösterir.
Çalışmalarda Süreklilik ve İş Birliği
-
- Makalede bahsi geçen eserler, Dokuz Eylül Üniversitesi ve diğer uluslararası kurumların desteklediği bilimsel çalışmalar sonucunda ortaya çıkmıştır. Bu iş birliği, Amasra’nın ulusal ve uluslararası düzeyde tanınırlığını da destekler.
خاتمة
Hadrianoupolis’teki Bizans dönemi kalıntılarından elde edilen sikke buluntuları, güneybatı Paphlagonia kırsalının 6.–7. yüzyıl arasında ne kadar yoğun bir şekilde iskân edildiğini ve bu iskânın 8. yüzyılda büyük ölçüde kesintiye uğradığını ortaya koymaktadır. 10. yüzyıl sonu – 11. yüzyıl başında ise sınırlı bir canlanma dikkat çeker. Tüm bu sikkeler, bugün Amasra Müzesi’nde korunmaktadır. Bu durum, Amasra’nın bölgesel tarih ve arkeoloji açısından nasıl önemli bir merkez olduğunu açıkça gösterir. Amasra, Bizans sikkelerinin saklandığı ve araştırmacılara sunulduğu bir odağı temsil ettiği gibi, Karadeniz kıyısındaki kültür-tarih turizmi için de değeri yüksek bir şehirdir.